ÜRETİCİ GÜCÜMÜZÜN FELCE UĞRAMASI: CAN SIKINTISI!

Can sıkıntısı, insanın bir faaliyet göstermediği ve bunu hissettiği duygusal durumdur. Oyalanma imkânı bulunmayan bir bunalım hâli olarak da anlayabiliriz. Bireyin ilgi eksikliği ile ortaya çıkar. Mevcut koşullara ilgi duymama hâlidir. Bilişsel açıdan dikkati yönetme işlemiyle alakalıdır. Dikkatsizlik, ilgisizlik hissi olarak özetlemek mümkündür.

Felsefede Can Sıkıntısı


Schopenhauer’e göre; gündelik yaşantımız arzularımızla beslenmediği sürece can sıkıcıdır. Arzularımız yaşamı esir aldığında ise bize acı vermeye başlar. Bu nedenle mutluluk için bir kuvvet fazlalığı gerekmektedir.

Yaşam, can sıkıntısı ile acının arasında gidip gelendir. Bununla birlikte insan, yaşadığı sürece bu ikisi arasında çaba verir. Schopenhauer, can sıkıntısını kişinin kibrine tanık olarak gösterir. Ona göre hayat kendi deviniminde yetkin ve iyi bir şey olsaydı sıkıntı diye bir şey olmazdı. Sadece var olmak bile bizi doyuma ulaştırmalıydı. Hayatın içeriği pozitif değildir.

Schopenhauer’ın, önem verdiği konuların başında boş zaman gelir. Ona göre boş zamanlar bireyin sahip olabileceği en büyük nimettir. Çünkü boş zaman insanın tefekkürünü geliştirmesi demektir. Bu yüzden kendimize fazlaca boş zaman yaratmamız gerektiğinin altını çizer.

İnsan tek başına neden can sıkıntısı yaşar?

Schopenhauer’a göre bunun nedeni kişinin sıradan bir insan olmasıdır. Çünkü kendisiyle yalnız kalan bir insan düşünceleriyle ve iç dünyasıyla, kısacası kendisiyle baş başa kalır. Sevmediğimiz bir insanla baş başa kalsak hoşnutsuz oluruz. Schopenhauer kişinin yalnız kalmasını da buna benzetir. Yani, yalnızken canı sıkılan ve başkalarında çareyi arayan kişinin kendisine tahammülü olamayacak kadar basit bir insan olduğunu söyler. Boş zaman şöyledir; cahillerin can sıkıntısı.

Schopenhauer’a göre, sıradan insanlar zaman geçirmeye odaklanırlar, herhangi bir yeteneği olan ise zamandan faydalanmaya çalışır.

Heidegger Can Sıkıntısına Büyük Dikkat Gösterir Neden Mi?

Filozofa göre can sıkıntısı, bireyin kendisine oluşturduğu dünyada katlanamadığı bir durumdan ibarettir. Kişinin varoluşu ile beraber olduğu her şeyin arasına giren ve kişinin bu duruma suskun kaldığı andır. Can sıkıntısının olduğu an, zamanın donduğu andır. Ayrıca varlık ve zamanın ivmelenemediği zamandır. Heidegger’e göre insan kendine rastlamamak için meşguliyet arar. Kendinde bir umutsuzluk çölü vardır ve bu çölde yalnız kalmamak için başkaları ile oyalanır. Nitekim herkesin belli başlı inançlar edinmesi bu oyalanmaya örnek teşkil eder. Din oyalanma için anahtar ögelerdendir. İnsan din ile zamanı saklar. En büyük uğraş alanlarındandır. Canımız sıkılması, bizi zaman ve varlık problemine götüren araçsal bir fırsat olarak karşımıza çıkar. Hep bastırmış olduğumuz varlık sorununu sorgulamanın bir yolu ortaya çıkar.


Blaise Pascal’a göre bazı engellere karşı rahatlık ararız. Rahata erdiğimizde rahat katlanılmaz olur, çünkü can sıkıntısı gelir. Pascal sonsuz ve sınırsız varlığın, yani tanrının, sonsuz boşluğu doldurabileceğini düşünür.


Erich Fromm, bu durumu psikolojik bir cevap olarak tasarlar. Fromm’a göre; sanayi toplumundaki insan yabancılaştırılmış işgücüdür. Doğadan uzaklaşır, yaşam koşullarında yabancılaşır. Sanayinin, sömürünün ve yıkımın bir üyesi olur. Can sıkıntısı bu yabancılaşma ile ortaya çıkan bir edimdir. Bununla birlikte şiddet ve yıkıcılığın kaynağı olması kaçınılmazdır. Ayrıca bilinç harici olarak her zaman devam eder. Dolayısıyla tüketim kültürü sadece buna yönelik dikkati dağıtır. Canımızın sıkılması, üretici gücümüzün felce uğraması olarak da düşünülebilir.

Alıntılar;

Albert Camus; Gerçek şu, herkes sıkılmıştır ve kendine yeni uğraşlar bulmak için çabalar.

Arthur Schopenhauer; Can sıkıntısı öyle bir sorundur ki , sevilmeyen insanları aratır.

Dostoyevski; İnsanın aklı çoğaldıkça, can sıkıntısı artar.

Soren Kierkegaard; Can sıkıntısı tüm kötülüklerin başlangıcı olduğuna göre ve sürekli ilerlediğine göre; dünya geriye gitmektedir ve kötülük yayılmaktadır. Bu dünyanın en başlarına kadar izlenebilir. Tanrılar sıkılmıştı, bu nedenle insanları yarattılar.

Mevlana; Bazı şeyler kanatlarımızı açar. Bazı şeyler can sıkıntısı yapar. Biri önümüzdeki bardağı doldurur. Biz sadece kutsallığı tadarız.

Herakleitos; Aynı şeyi tekrar tekrar yapmak sadece can sıkıntısı değildir, kontrol etmek yerine yaptığın şey tarafından kontrol edilmektir.

Kaynakça:

Arthur Schopenhauer; İrade ve Tasarım Olarak Dünya, Köln 1997, Erster Band.

Arthur Schopenhauer; Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar, İş Bankaı Yyaınları, 2006.

Albert Camus; Düşüş, Can Yayınları, Çev: Hüseyin Demirhan, 2016.

Martin Heidegger; Metafizik Nedir?, Kaknüs Yayınları, Çev: Mazhar Ş. İpsiroğlu, S.Kemal Yetkin, 1998.



60 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör