APEİRON NEDİR?

Güncelleme tarihi: 5 Mar

Thales’in öğrencisi Anaksimandros (İÖ 610-546) Miletos okulunun ikinci önemli üyesidir. “Doğaya ilişkin ilk eser”i tarihe geçmesine neden olan Doğa Üzerine (Περὶ φύσεως / Peri physeos) dir. Biz Anaksimandros’u, bu eserden kalan fragmanlardan ve bu eseri okumuş olan Theophrastos’un aktarımlarından biliyoruz. Anaksimandros bu eserinde, “evren, evrenin kökeni ve ilk biçimiyle ilgili görüşlerini; gök cisimleri, doğa olayları, astronomi, meteoroloji ve biyoloji gibi bilimlerinin ilk hâlleri ve coğrafya hakkında ne denli bilgi sahibi olduğunu” ortaya koymuştur. İlk dünya haritasını çizmeyi denemiştir. Anaksimandros’un ağaçların dallanıp budaklanarak gelişmesine ve kabuklarının soyulmasına dair yaptığı gözlemleri, insanoğlunun kökenini açıklamasına ön ayak olmuştur. Filozofumuza göre, insandan başka tüm canlılar doğdukları andan başlayarak kendilerine bakabiliyorlardı. Lakin insanoğlunun doğumdan başlayarak uzun bir süre bakıma ihtiyacı vardı. Anaksimandros’un evren açılımı, hocası Thales’ten daha ayrıntılı ve çok daha farklıdır. Dünyayı destekleyen hiçbir şeyin olmadığını söyler. Bundan sebep hocası gibi, dünyanın üzerinde durduğu bir destek kabul etmez. Çünkü dünya her şeye eşit uzaklıkta olan bir yerde konumlanmıştır. Ona göre evrenin ilk ilkesini yani arkhesini bizim gözlerimizle gördüğümüz dünyadaki bir elementle ilişkilendirmek hatadır.


Varlıkların Ana Maddesi Ne Olmalı?


Varlıkların ana ilkesi sınırsız ve tanımlanmamış olmalıdır. Anaksimandros bu şekilde düşündüğünden, “arkhe nedir?” sorusuna hocası Thales’den değişik bir yanıt vermiştir. Evrenin temelinde yatan bu ilkeyi apeiron (ἄπειρον: Sonsuz ve Sınırsız Olan) olarak açıklamıştır. Bu ilke tanımsızdır ve her şeyin başlangıcıdır. Yani doğmamıştır, yaşlanmaz, yok olmaz ve ölmez olandır. Anaksimandros’a göre evren, sıcak- soğuk gibi karşıtlıkların savaş alanıydı. Bazen bir çift karşıt diğer karşıtlığa üstün gelir. Bazen de diğer bir çift karşıt buna üstün gelirdi; yani sürekli birbirleriyle çatışırlardı. Ta ki birinden biri yok oluncaya ve diğerine dönüşünceye kadar. (Örneğin, günün geceye, gecenin gündüze dönüşmesi gibi). Bunlar, Anaksimandros’un şiirsel ifadesine göre, “zamanın hâkemliğinde adaletsizliklerinin cezalarını çekiyorlar ve birbirlerinin verdiği zararın tazminatını ödüyorlardı.”


Sıcak ve soğuk ilk ortaya çıkan karşıtlıktır.Kozmik ve ezeli-ebedi olan sonsuz bir maddeden hayat bulmuştu. Sonra bunlardan ateş ve toprak çıkmıştı ve varolan evrenin (kosmosun) temelini oluşturmuştu. Başka deyişle, Anaksimandros’a göre evren, zıtlıkların birliğinden ortaya çıkmıştı. Anaksimandros, kâinatı meydana getiren temel madde sorusuna "apeiron" cevabını verir. Anaksimandros’tan önce mitolojide "khaos" ve hocası Thales ise "su" cevabı vermiştir. Her üç görüş de bir kâinat olduğunu, bunun da temelinde dünya, gökyüzü olduğunu bilirler.


Aperion kelimesini etimolojik olarak açımlar isek; ilk anlamda sınırsızlıktır. Kelimenin kökü "peras",sınır demektir. "A" olumsuzluk ekidir. Bu nasıl bir sınırsızlıktır? Okyanusa çok benzer. Yani mekânca sınırsızlık, bütün her yeri kaplıyormuş gibi görünür. Bu aynı zamanda nicelik olarak da sınırsızlıktır. Aperion, öyle bir şey ki bütün nesne ve niteliklerin kendisinin içinde toplandığı bir yanardağ lavı, bir magma gibidir.

Aperionun en önemli noktası belirsiz olmasıdır. Çünkü bütün nitelikler ve nesneler onda birleşmiştir. Nitelik, bir nesne tarafından taşınmak zorundadır ama nesne, nitelik olmadan da var olabilir. İşte Yunan dünyasında başlangıçta nesne ve nitelik ayrımı yoktur.


Aperion, hem bütün nesneleri hem de derinlikleri barındırır. Aperion, bizim gözlem dünyamızdaki bir nesne değildir. Biz böyle bir maddeyi sadece tasavvur ederiz. Aperion, gerçekten Yunan felsefesinde önemli bir adımdır. Bütün metafizik düşüncelerin akacağı yerdir. Aperion mitolojideki bütün özellikleri almış ve Anaximandros aperionla tam anlamıyla bir çekirdeği düşünmüştür. Çekirdek de belirsizdir. Ama yine de burada bir doğal olay, doğanın kendi doğumu vardır. Onların açıklamaya çalıştığı physis doğmak, çoğalmak, akmak anlamına gelir. Çünkü doğa çoğalan, doğuştan anne anlamına gelir.


İlkçağın önemli filozoflarından olan Parmanides'in önemli fragmanı (doğa, gerçek ya da ifşadır) bize her şeyin apaçık olduğunu gözler önüne serer.


42 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör