DEĞİŞİMİN KARANLIK ŞÖVALYESİ İLE YAŞAMIN DÖNGÜSÜ

Kendi dönemine imzasını atarak günümüze kadar düşünceleri ile yaşamayı başarmış ünlü filozof Karanlık Herakleitos. Ortaya attığı fikir ve düşüncelerini anlaşılır ve sade bir dil ile değil, beyin süreçlerini çalıştıran, okuyucunun aktif olarak düşünüp yorum yapmasına yardımcı olur. Gerçekliği kelimelerin gizli anlamları arasında bulmasına yardımcı olduğu için Karanlık ünvanını kazanmıştır.


Belki de karanlıklar içerisinde yol gösteren bir fenerdir. Gerçeklerin bu kadar acımasız olarak yüzlerine vurulmasından ötürü ve söylediği kelimelerin gerçeklikle örtüşmediği düşüncesi ile kendisine deli diyenler de olmuştur.


Peki Herakleitos bir deli olduğu için mi günümüze kadar kendisini getirdi? Yoksa ortaya attığı düşünce ve yorumlarının derinliklerinde yatan gerçekleri insanların merak etmesinden ötürü mü hâlâ kendisi aramızda dolaşıyor. Dayatılan sistemlere karşı gelmesiyle, atışmaları ve sataşmaları yüzünden inziva dönemine çekilerek kendisini insanlardan soyutlayan bir filozof. Yaşadığı dönemde eleştirdiği problemler, sistemler ve yönetimler için günümüze kadar etkin bir şekilde kendisini içinde yaşatarak gelen özgün cümlelerin, günümüze entegre edilmesi süreç içerisinde pek de zor olmamıştır. Kişinin yaşadığı toplum ile birlikte kendisini de tanıma yolunda rehber olan önemli sözleri; insanların karanlığın arkasında duran gerçekler ile yüzleşmesine, anlamlandırmasına ve yorumlamasına yardımcı olan enstrümanlardır.


İnsan tüm doğrulara ve gerçeklikle ulaşacak beceride ve güçtedir.


İnzivaya çekilmeden önce bizlere bir mesajı var:


Doğayı kocaman bir kitap olarak isimlendiren Herakleitos; bu kitabı ancak ve ancak alfabesini bilenlerin okuyup anlayacağını söylemiştir. Bu alfabeyi keşfetmek için nereden başlamak gerekir diye soracak olursak; kendini tanıma yolculuğunda keşfedebiliriz cevabı aklımızda belirmeye başlayacaktır.


“Kendimi aradım”


Felsefe tarihinde ve son zamanlarda moda olan sosyal medya alanlarında sıkça kullanılan bu meşhur sözü masaya yatırıp incelemek istediğimizde kelimelerden bize yansıyan simamızı, yeni bir benliği, yeni kimliğimizi yakalamayı öğrenmeye başlıyoruz. Peki gerçekten buna hazır kaç insan var aramızda. Güvenli alandan çıkmak, değişime direnmek, insanların ürktüğü bir durumdur. Kendini tanıma yolunda sana gösterilen yansıman mı gerçek olan yoksa dışarıda yansıttığın sen mi? Hangisi ile yaşamına devam edeceksin? Günlük hayatına etki amaçlı olan kendini yansıyan bir argümanda izlerken gerçekten seni anlatan bakışların ile inceledin mi? Eski sen ile yeni sen arasında olan farklılık ve değişimin farkında mısın? An da yaşayan sen ile bu zaman kadar bir sürü yollardan geçen sen arasındaki farkı çok net görebiliyorsan, değişimden korkmadan ilerleyen bir insansın demektir. Değişim ve döngüye inanıyorsan sen de bir LOGOS musun?


Bu sözü cebimizde taşımak istersek; ne yaşamış olursan yaşa, hayat seni hangi yöne atmış olursa olsun, yürüdüğün yollarında duran engeller yol haritanı değiştirmiş olsa da sen yine farklı bir yoldan hedefine ulaşmaya çalış. Değişimin sürekliliği içerisinde insanoğlu sabit kalmadığı gibi, karşısına çıkan sorunlar, dertler, şanslar, fırsatlar ve imkânlar da sabit değildir. Evren dediğimiz dev fanusta her şey sürekli bir değişim ve yenilenme istediği içerisindedir. Değişimden korkmadan, farklı yolları keşfederek, bu yenilenmeyi keşfetmekten vaz geçmemek gerekmektedir. Değişim bizi sürekli olarak dinç ve taze tutmaktadır. Fikirlerin değişmesi, hayatların yenilenmesi ve yaşamın süregelen kendini yenilemesi ile hepimiz yeni bir kimliğimiz ile tanışma ihtiyacı hissetmeye başlayacağız. Bu değişim bir nevi iç dünyanın keşfi, cesaret etmek, sorgulamak ve arkaya bakmadan ilerlemekle başlamaktadır. Çetin bir sınav olduğu gerçeğini gözden kaçırmamak lazım. Zaten üstat da bu değişimde bir takım sancılı süreçlerin olması gerektiğini ve bu sancıların insanları değiştirdiğini, pişirdiğini söyledikleri ve savundukları içerisinde bizlerle tanıştırıyor.

Yaşamın döngüsü içerisinde, kendini aşamayan ve yenilemeyen bir canlı, hızlı dönen girdap içerisinde sürüklenmeye ve savrulmaya devam edecektir. Savrulmadan gerçek bir LOGOS olmak istersek cesareti ve değişimi kabul etmemiz gerekir. Yaşamın alfabesini ancak ve ancak bu yolda çözebiliriz.


Dengeli yaşam sistemi içerisinde en şanslı varlık biz insanoğluyuz. Verilenlerin ve istenilenlerin farkında yaşamak, varoluşun cesareti içerisinde adımları atmak, güçlü argümanlarla donatılmış olan orkestra şefi olan beynimiz ile kendimizi yönetmek ve ilerletmek, dengeyi sağlayarak daha farklı, değişken ve sürekli olarak yenilenen hayat içerisinde arka planda kalmadan değişmeye katılarak nefes almaya devam etmek daha anlamlı olacaktır.


Değişime uğrayan kimlikler ile şimdi şu soruyu yeniden sormak lazım;

HERAKLEİTOS DELİ MİYDİ? YOKSA UYANIŞIN KARANLIK ŞÖVALYESİ Mİ?

KARANLIK SENİ DE AYDINLATTI MI?



43 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör