KARANLIKLAR GİYİNEN ADAM

Bugün günlerden 21 Aralık. Bu gece, karanlığının en güçlü olduğu gece midir yoksa gecenin gündüze boyun eğmeye başlayacağı gece midir?


Benim için ilk kuramın geçerli olması, yüreğime karanlığını düşürüyor. Yaşadıklarım ve yaşayacaklarımın üzerine kapatırcasına, kapıyı çekip kendimi sokağa, yağmurun kurşun gibi yağan damlalarına emanet ediyorum. Gözlerimde biriken bulutlar, gökyüzündeki bulutlara öykünüp sokağı taşırıyor. Bir pervane gibi sokağın başında yanan ışığa doğru, ölgün adımlarla yürüyorum. Daha ilk adımda otuz iki yıllık ömrümün hayata karşı kaybettiklerini düşünüyorum. Hızla yol alan hayatımın ruhsuzluğu karşısında kendimi aramaya koyuluyorum. Hayatımdaki en büyük engeli aşarcasına, bütün gücümle önümdeki su birikintisini aşmaya çalışırken sağ ayağımı birikintiye kaptırıyorum. Yağmurun yüzüme verdiği ferahlığı ne yazık ki ayağımda hissedemiyorum. Ayağımdaki ıslaklık tenimde cascavlakmışım gibi bir ürperti yaratıyor. Bu sefer yağmurdan tiksiniyorum.


Sokağın eşiğine adımımı attığımdan beri peşime takılan karanlıklar giyinmiş adamı düşünüyorum. “Acaba öldürülecek miyim? Taciz veya tecavüze uğrayacak mıyım?” endişesi taşıyan bir kadının korkusunu üzerime giyiniyorum. Başımı çevirmeden, gözlerimi sağa sola oynatıp, adamın kötücül bakışlarıyla göz göze gelme pahasına ilenerek görmeye çalışıyorum. Korku ve heyecan arasında gidip gelen o duyguya kendimi kaptırıyorum. Ökçeli adımlarıyla suda oluşan “şap şap” sesleri, bir balyoz gibi beynime iniyor. İçimde tanrısal bir tapınma duygusuyla, ezbere bildiğim ama anlamlarını bilmediğim bütün duaları, cezbelenmiş dudaklarla okuyorum.


Evlerden sızan cılız ve uzak ışıklara sığınıyorum. Işıklara sığındıkça karanlık adamın siluetini dört bir yanımda hissediyorum. Karanlık gölgesi harelenen suda görüyorum. Bazen hızlanıp, yüzümü görmek istercesine benimle aynı hizada yürüyor. Bazen de beni ve cılız ışıkları ardında bırakıp önümde yürüyor. Yakından tanıyormuşum kadar tanıdık ama benliğim kadar da bana yabancı geliyor. Bu belirsizliği yüreğime korkular düşürüyor.


Gecenin karanlığından daha koyu renkler giyinmesinden ürküyorum. Ömrümün ortasında durup bir arkama bir sokak başındaki ışığa bakıyorum. Ya yerinen adımlarla geri dönüp geçmişime sığınacağım ya da korkularımın üzerine yürüyüp, karanlıklar giyinmiş adamla savaşacağım. Geçmişe sığınıp kayıplarımla yaşamak yerine, ışığa ulaşıp korkularımı yenmek istiyorum.


Karanlıklar giyinmiş adamın üstüne yürürcesine ışığa yürüyorum. Işığa yaklaştıkça ben adam oluyorum adam da ben oluyor. Gölgem beni buluyor, ben de kendimi buluyorum.



66 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

SARMAŞIK