RADYONUN DÜNYADAKİ TARİHSEL SÜRECİ

Radyonun dünyadaki gelişim sürecine baktığımızda bir bilim dalı olan fiziğin elektrik enerjisinin keşfi sonrası “ elektromanyetik ” kavramı üzerinde yoğunlaşmaya başladığını söyleyebiliriz.


İlk olarak Faraday’ın elektrik dalgalarının birbirlerini etkilemesinin yanı sıra çevrelerini de etkilediğini keşfetmesi, radyo dalgalarının bulunuşunun ilk adımını oluşturmaktadır. Fizikçi Savory tarafından 1800’lerin başında bulunan elektrik etkisindeki demir iğnelerin mıknatıslanması, radyonun gelişimindeki en önemli adımdır.


Joseph Henry, elektrik akımının uzaktan kontrol edilebildiğini keşfetmiştir ve 13 km uzaklıktaki bir iğneyi mıknatıslamıştır. Bu deney, radyo dalgalarının uzak mesafelere gönderilmesinin ilk uygulamasıdır. Samuel Mors, 1835 yılında elektrikli telgrafı geliştirmiştir. Mors’un ilk ses aktarımına yaptığı katkı radyonun gelişiminde çok önemli bir rol oynamaktadır.


1861’de Philipp Reis tarafından bulunup, 1876’da Alexander Graham Bell tarafından geliştirilen telefon sayesinde insan sesinin çok uzak mesafelere aktarımı sağlanmıştır. James Clerk Maxwell, 1860-1864 yılları arasında yaptığı çalışmalarda elektromanyetik dalgaların varlığını ve bu dalgaların ses aktarımında kullanılabileceği kuramını geliştirmiştir.


Alman Heinrich Hertz de James Maxwell’in kuramından yola çıkarak sesin elektromanyetik dalgalar aracılığıyla iletilebileceğini kanıtlamıştır. Bu dalgalara da “ Hertz Dalgaları ” adı verilmiştir. David Hughes’in, sesleri elektromanyetik akıma dönüştüren mikrofonu bulması da radyo tarihinin gelişimine önemli bir katkı sağlamaktadır.


Edouard Branly, 1890 yılında iletici radyoyu ilk bulan kişidir ve 1894 yılında da ilk defa anten düşüncesini ortaya atmıştır. Radyonun mucidi olarak bilinen İtalyan Guglielmo Marconi, bu yayınlar yoluyla insan sesinin bir yerden başka bir yere aktarılması deneyini 1895 yılında İtalya’da gerçekleştirmiştir.


Radyonun icat sürecine baktığımızda birçok bilim insanının katkısının olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Guglielmo Marconi’nin radyonun babası / mucidi olarak anılmasının sebebi radyo dalgaları ile insan sesinin bir yerden başka bir yere aktarılması deneyini gerçekleştiren " ilk kişi" olmasıdır.


Guglielmo Marconi küçük yaşlarda radyo dalgaları çalışmaları yapmış, ilk olarak odasından alt kattaki zili çalabilmiştir. Buluşun öneminin Marconi’nin ailesi tarafından anlaşılması Marconi’nin bir tepeye kurduğu antenle tepede ateşlediği tüfeğin sesini uzaktaki evine ulaştırabilmesi sonucu olmuştur. Marconi, annesiyle birlikte radyosunu İngiltere’ye götürüp yetkililere tanıtımını yapmıştır. Cihaz, ordu yetkililerinin ve denizcilerin oldukça dikkatini çekmiş, başka ülkelerden de bu buluşu görmeye gelenler olmuştur.


Marconi, 1899 yılında ( 25 yaşındayken ) ABD’ye giderek "Marconi Amerikan Telsiz Şirketi’ni" kurmuş ve ticari, askeri gemiler için telsiz cihazları imalatına başlamıştır. 1906 yılının Noel akşamı Reginald Fessenden, "ilk defa" uzun mesafeye konulu radyo yayını gerçekleştirmiş. Lee De Forest, 1907 yılında "Audion" adında yeni bir boşluk tüpü icat etmiştir. Bu buluş radyoların sesinin çok daha kaliteli bir şekilde yayınlanmasını sağlamıştır. Daha sonraları bu radyo tüpü diğer mucitler tarafından geliştirilmiştir.


ABD’ de 1910 yılında "Telsiz Gemi Yasası" çıkartılarak radyo telsizi ile yapılan iletişim kısıtlanmıştır. Avrupa’da düzenli telsiz kullanımı 1914 yılında Almanya tarafından başlatılmıştır. 1920’ lere gelindiğinde General Electric (GE), ATT ve RCA gibi Amerikan şirketleri patentlerini birleştirerek büyük bir tekel oluşturmuşlar. Westinghouse ve GE Amerikadaki bütün radyoları üretiyor ve RCA markasıyla piyasaya sürülüyor.


Daha önceleri Fransa’da, Almanya’da, İngiltere’de deneme yayınları yapılmıştır ancak dünyada ilk defa düzenli radyo yayıncılığı 1920 yılında ABD’de Pittsburg kentinde ‘KDKA’ adlı radyo istasyonunda başlamıştır. KDKA adlı istasyondan seçim haberleri verilmeye başlanıldığında yayın 500-2000 arasında kişiye ulaşırken, radyo satışlarının artması sonucu bu yayınlar milyonlara ulaşmış. 1923 yılına gelindiğinde Amerika’da yaklaşık 600 tane yayın yapan radyo istasyonu var.


Radyo yayıncılığında reklam sektörü 1927 yılında RCA şirketinin ilk network olan "National Broadcastin Company" kurmasıyla başlar. Avrupa’da ilk düzenli yayınlar 1922 yılında İngiltere’de BBC ile başlar. BBC, İngiliz Posta Dairesi’nin girişimi ile kurulup 1927 yılında Kraliyet Yayın Yasası ile devlet kurumuna dönüştürülür.


Avrupa’da ikinci radyo kanalı Fransa’da yayına başlar. 1923 yılında Sovyetler Birliği’nde radyo yayınları yapılır. 1930’lu yıllarda radyo Amerika kadar Avrupa’da da önemli bir kitle iletişim aracı haline gelir. Amerikalılar radyoya ticari bakarlarken, Avrupa Devletleri kamu yararını öne sürerek yayınlara müdahale etme isteği duyarlar.



II. Dünya Savaşı öncesinde savaş ile ilgili haberler yayınlanmaya başlar. Amerika radyo üretimini sanayi dalı haline getirmenin yanı sıra radyo yayınlarını reklam amaçlı da kullanır.

1933 yılında Edwin Howard Armstrong tarafından Frekans Modülasyonu (FM) bulunur. Bu buluş sesin parazitsiz ve kaliteli bir şekilde aktarımını sağlar. 1938 yılında Orson Welles’in Cadılar Bayramı şakası büyük bir panik oluşturur. Buradan da radyonun kitleleri etkileme gücünü görebiliriz.


Hitler ve Goebbels de kendi düşüncelerini halka kabul ettirmek için radyoyu kullanıyor. 31 Ağustos 1939’da bir SS (Nazi Koruyucu Bölüğü ) başkanı ve dört SS askeri Gleiwitz radyosuna sivil olarak girerler ve radyodan Almanca, Polonyaca duyuru yaparlar. Bunların sonucunda II. Dünya Savaşı resmen başlar. Bu dönemde Goebbels, yabancı kaynaklı radyoları dinleme yasağı getirtmiştir ve dinleyenler, aktaranlar yaptırıma uğramıştır. 1947 yılında yapılan transistörler, çok daha küçük boyutlu ve az enerji harcayan radyoların ucuza üretilmesini sağlamıştır.


Daha sonralarda Soğuk Savaş Döneminde de başta radyo olmak üzere kitle iletişim araçlarının kullanılması radyonun önemini büyük ölçüde göstermektedir.


KAYNAKÇA


Metin Kasım – Radyo Programcılığı ( 2014 )


EDİT: FİGEN AKÇAYOĞLU



14 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör