SOKRATES ÖNCESİ VE SONRASI AHLAK FELSEFESİ ÜZERİNE BİR DENEME

Öncelikle Ahlak kelimesi, Arapça “hulk” kökünden türemiş olup tıpkı Yunanca “ethos” ve Latince “mos” köklerinden kaynaklanan etik ve moral kelimeleri gibi töre, gelenek, görenek, alışkanlık, karakter gibi anlamlara gelmektedir.

Sofistler, felsefe tarihinde belirleyici önem ve konumdadırlar. Bireysel insanı odak alarak felsefelerini oluşturmuşlardır. Sofistler, mitolojinin dogmatik kurallarına ve aristokratların eşitsizlik yönetimlerine karşı gelişen özgürlükçü bir ruhun temsilcileridir.

Herakleitos


Antik dönemdeki ilk filozoflar yani İyonya doğa filozofları gibi Herakleitos da mitolojiden farklı bir akılsal kurguyla gerçeği anlamlandırmaya çalışmıştır. Evrendeki, belirlenimlerin özünü karşıtlar arasında süregelen savaşın yarattığı oluş süreci belirler. Bu süreç doğada her daim aktiftir.

Parmenides


Aklımız ile yol aldığımız sürece, erdemli bir yaşam sürebiliriz. Varlık ve var olanın ayrımını yapan ilk Parmanides’tir. Yani, “Varoluşçuluğun” temelleri Parmanides ile atılmıştır.

Demokritos


Demokritos’a göre felsefe, doğru bilgi, edinmektir. Ahlaki açıdan mutlu olmak felsefenin temellerini oluşturur. Mutluluk ve haz arasında ayrım yapan Demokritos için hazcılık yanlış bir bakış açısının sonucunu oluşturur.

Protagoras

İnsan her şeyin ölçüsüdür” anlayışı Sofistlerin en ünlü temsilcilerinden birisi olan Protagoras’a aittir. Genel olarak bireysel insan olarak yorumlanmıştır. Protagoras için nesnenin ne olduğu bireyin o andaki algısına bağlıdır. Diyelim ki bir rüzgâr esmektedir. Bu rüzgâr birisi için sıcak, başka birisi için soğuktur. Bütünü ile onun içinde bulunduğu şartlara bağlıdır. Ahlak ilkeleri, bireysel özneler kabul ettiği sürece bir değer taşır ve geçerlilik kazanırlar.

Gorgias


Gorgias’ın felsefesi üç sav üzerine kurulmuştur. Bunların formülü şöyle: Hiçbir şey yoktur; varoluş olsa bile onu bilemezdik onu bilecek olsaydık bile başkalarına aktaramazdık. Bu tuhaf anlayış Sofist Gorgias’ın felsefesinin genel hatlarını oluşturur.

Sokrates’te Ahlak


Sokrates, yalnızca bir filozof olarak değil aynı zamanda trajik bir karakter olarak ahlak felsefesi tarihini etkilemiştir. Sokrates’in bilgiyle erdemi birleştirdiği felsefe anlayışı bir yaşam felsefesi ve ahlaki karakterli pratik bir felsefe olarak karşımıza çıkar. Sokrates’in bilgi erdemdir anlayışı, bilginin öğretilebileceği anlayışıyla desteklenir. Sokrates ile birlikte ahlak felsefesinin sorunları, felsefi etkinliğin merkezine yerleşmiştir. Bu anlamda Sofistlerin mirasını daha da ileri taşımıştır. Sokrates, sorgulanmadan edinilmiş tüm doğruluk, iyilik ve güzellik anlayışlarını sorunlu bulur. Evrensel amaç ve ilgilere yönelmenin ilk en önemli temsilcisidir.

Sokrates Sonrası Felsefede Etik


Kinizm (kuşkuculuk) toplumsal ilişkilerden uzak bir yaşam biçimini; Kireneliler (hedonist-hazcılık), haz almayı sağlamak için gerektiğinde toplumsal ilişkileri kullanmayı savunur. Dolayısıyla kinizm için önemli olan şey, toplumsal ilişkilerden uzak kalabilmektir. Toplumsal ilişkilerden bu uzaklık, mutlu bir yaşam için en önemli şeydir. Kinikler için önemli olan sade bir yaşamdır. Etik ilkeler ve değerler, evrensel ve sonsuz bir geçerliliğe sahip olduklarında; gerçek ve doğrudurlar. Burada, Aydınlanma Dönemi’nin önemli filozofu Kant’a atıfta da bulunabiliriz; Her zaman öyle davran ki, davranışının ilkesi evrensel kural olarak geçerli olabilsin… Platon için iyi ve mutlu bir yaşam, politik bir örgütlülüğe sahip bir toplum içinde olabilir.

Platon’un devlet ve politika öğretisiyle ahlak öğretisi birlikte işlenir. Aristoteles, ahlak felsefesine dair tartışmalara derinlik kazandırmış bir filozoftur. Aristoteles’e, bilinçli seçimleri erdem konusu olarak kabul etmiştir. İnsan, doğası gereği iyi ya da kötü olamaz. Böylece eylemlerin iyi olmasının şartlarından biri amaçlı olmasıdır. Yani, herkes bir amaç için eylemde bulunur… Dolayısıyla amaçlı olan eylemler iyidir. Eğer ki, bir eylem özgür irade ile yapılmıyorsa, ahlaki bir davranış olarak nitelendirilemez. Mesela, zengin biri ihtiyaç sahibi birine kendi iradesi ile iyilikte bulunmuşsa; bu ahlaki bir davranış olarak nitelendirilebilir. Bu davranışı, zengin bir kişi olduğu için içerisinde yaşadığı toplumun baskısı nedeniyle gerçekleştiriyorsa burada özgür iradeden söz etmek mümkün olmaz. O halde, bu kişinin eylemi ahlaki olarak değerlendirilemez.

Kaynakça:

ÖZLEM, Doğan; Etik- Ahlak Felsefesi, Notos Yayınevi, 2014.

ARİSTOTELES; Nikomakhos’a Etik, Say Yayınları, 2014.

ARSLAN, Ahmet; Felsefeye Giriş, Vadi Yayınları, 2001.

PLATON; Devlet, İş Bankası Kültür Yayınları, Çev: Sabahattin Eyüboğlu, 2016.



42 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör