YIPRANMIŞ TAKVİMLER

Size bir hikayem var anlatmak istediğim…


Yıl doksanlar. Çocukluğumuzun ve gençliğimizin en dolu, en deli ve en akıllı geçen yılları. Öyle yıllar ki bir dost için can verilir, sevilen bir insanın derdi için tüm gün çareler aranırdı. Mahalle bir aileydi bizim için. Canımız yansa annemizden önce mahalledeki bakkala koşardık bize yardım etmesi için. Hiç söylenmeden yardımını eder üstüne bir de gazoz ısmarlardı. Güle oynaya tüm günümüzü sokakta geçirirdik. Akşam ezan sesi ile birlikte herkes anlaşmış gibi birbirilerine iyi akşamlar der, evlerine giderdi. Evde tüm gün neler yaptığını anlatır, ertesi günün hazırlıklarını yapardık.


O yıllarda aşklar da bir başkaydı. Sevdiğin senin elini tutmaya hatta konuşmaya çekinir, mahallenin girişinde seni bırakır ama evine gidene kadar da arkandan bakardı. Az kaçmadık okuldan, sevdiğimiz çocuk ile fazla vakit geçirmek için. Zamanı nasıl mı geçirirdik? Mutlaka iki arkadaş daha gelirdi, çekirdek paketi ve içecek kutuları ile bir bankta akşama kadar otururduk, bizim sevdiğimiz insanla zaman geçirmekten bildiğimiz buydu ve o zaman içinde bu bize çok değerli gelirdi. Utangaç bir tavırla parmaklar birbirine değerdi ama yine de birbirimizin elini tutmaktan çekinirdik. Masum bir sevgiden ötesine gitmezdi hiçbir zaman. Ama korkardık da, ya evdekiler duyarsa diye…


Masum buluşmalar ve masum vedalardan sonra yine evlere günlük yaşamlarımıza dönerdik. Kaset çalar, sevdiklerimizi şarkılar içinde düşünür, hayaller kurardık.


Bir sabah uyandık, masumiyet gitti, gerçek sevdalar gitti. Kapı önünde kız kıza sohbetler gitti, buluşulan o bank, çekirdekler hepsi gitti; elimizde bunlardan sadece hızlıca tüketilen, acınası, çıkarcı ve kanatan ilişkiler kaldı. Biz çıkarcı ilişkilere alışkın değildik, bu sebepten dolayı canımız çok yanmaya başladı. Yalanları gerçek ve masum sevgi sandık, yardım istediklerimizi gerçek bir dost sandık. Bilemedik düştüğümüzde koştuğumuz kişinin de bize tekme atacağını. Kirlenmiş dünyanın masum çocukları bu değişime alışamadılar, kırıldıkça kırıldılar ve zamanla yok olmaya başladılar. Ne zaman değişti tüm bunlar ne ara oldu bütün bu çıkarlar. Bir selam vermenin bile bir bedeli olduğunu yaşayarak öğrendi o masum çocuklar… Dünyanın kaderi bu, değişmeyi kabul edebilirim ama insanları değiştiren ne oldu? Büyük kalpleri olan insanlar içlerindeki karanlık dumanları ne zaman üflemeye başladılar? Herhangi bir canlıya olan sevgi de yandı gitti o koyu dumanlar içinde. Kapını çalmadan evine akşam çayına gelen komşundan evini gizlemeye başladın büyük kilitlerle, selamları yok ettik, hâl hatır sormalar mecburiyetten oldu. Sofranda Tanrı misafiri gelir diye fazladan koyduğun tabaklar bir bir kaldırıldı ve bu takvimler insanlar yüzünden çok çabuk yıprandı.


Sahi biz insanlığımızı ve masumiyetleri ne zaman öldürdük?


EDİT: RÜSTEM CAN DURAK



15 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

SARMAŞIK